Son Haberler
Çarşamba, 08 Eylül 2010
Bizanslardan Cumhuriyet dönemine kadar olan Siverek tarihi
PDF

 


BIZANSLILAR

M.S 395 yılında Roma İmparatorluğunun Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılması ile birlikte Sovorak(Siverek)'ın de içinde bulunduğu Osroene vilayeti Doğu Romanın yani Bizans'ın hakimiyetine girmiştir. M.S. 637 yılına kadar Bizans Hakimiyetinde kalan Siverek bu tarihte Arapların Mezopotamya Bmlgesini Fetih etmeye başlamasıyla birlikte değişmiştir. M.S. 688 yılında Bizanslılar Arapların elinde bulunan Siverek'e saldıdılar, ancak alamadılar M.S. 1030 yılında Urfa ile birlikte Siverek de Bizansların sınırlarına dahil oldu ve Suriye Valiliğine bağlandı. Bizansların bu dönemlerde Arapların saldırılarına karşı Siverek Kalesinin surlarını tamir ederek güçlendikleri bilinmektedir. ,

ARAPLAR

Siverek Hz. Ömer'in halifeliği sırasında Bizans hakimiyetinde bulunuyordu.İslam orduları devletin fetih politikaları çercevesinde Bizans imparatoru Heraklius'u yenerek Suriyeyi alarak Mezopotamyanın fethine başladılar. 637 yılında İyaz bin Ganem komutasındaki İslam orduları fetihlerle, Urfa, Diyarbakır, Palu gibi önemli merkezleri almışlardır.Amid'i alan Müslümanlar Daha sonra Süveyda(Siverek) ile birlikte Silvan'ı da ele geçirmişlerdir. Bölge fetih edildikten sonra İyaz Bin Ganem vali olarak tayin edildi. Onun ölümünden sonra Said Bin Hazim vali olarak atanmıştır. Daha sonra Amir Bin Sadullah-i Ansari vali olarak görev yapmıştır. Hz. Osman döneminde El-Cezire ,(Diyar-ı Mudar)Urfa Bölgesi, Diyar-ı Riba, Diyar-ı Bekir ismiyle 3 bölgeye ayrılmıştı.Hz. Alinin 24 Ocak 661 tarihinde şehit edilmesiyle bu bölgelerin yönetimi Emevilere geçti.Bu dönemde bölge merkezden tayin edilen valiler tarafında yönetilirdi. Daha sonra Emevileri İranlıların ve Türklerin yardımıyla ortadan kaldıran Abbasiler bölgeye egemen olmuştur.Daha sonra bölgede Hamdani ve Mervaniler etkili olmuştur.

SELÇUKLULAR

Oğuzların Kınık boyuna mensup Selçuklular, Oguz Yabgu Devletinden ayrılarak başlarında Selçuk Bey Olduğu halde Cend şehrine gelerek Burada müstakil bir beylik kurdular.1035 yılında Çagrı Bey komutasındaki Selçuklu birlikleri Anadoluya keşif akınları yapmışlardır. 1040 Dandanakan savaşı neticesinde resmen Büyük Selçuklu Devletinin ilk hükümdarı Tuğrul Bey olmuştur. 1063 yılında Tuğrul Bey öldü.Sultan Tuğrul Bey çocuğu olmadığı için ölmeden önce yerine kardeşi Çağrı Bey'in oğullarından Süleyman'ı veliaht tayin etmişti. Ancak tahtı kardeşine bırakmayan istemeyen Çağrı Beyin öteki oğlu Alparslan Kendini sultan ilan etmiş ve kazvin şehrinde kendi adına hutbe okutmuştu.Selçuklu Hanedanından Aslan Yabgunun oğlu Kutalmış'ta hükümdarlık idiasıyla orataya çıkmıştı.Kutalmış ile Alparslan Damegan civarında karşılaştı. Yapılan savaşta Kutalmış mağlup oldu.(1064) Kutalmış'ın attan düşüp ölmesi üzerine Alparslan onun bütün ailesini Birecik, Siverek ve Urfa yöresine sürgün etti. Bir müddet ülke içerisinde Süküneti sağlayan Sultan Alparslan, Ana yurtta çıkan bazı huzursuzlukları önlemek ve bazı fetihler yapmak yapmak amacıyla Anadoludan ayrılınca kendi emir ve kumandanlarına Anadolu'da fetihlere devam etmelerini emretti.Alparslan doğuda 2 yıl meşgul olduğu sırada Anadoluda fetihlerine kumandanları devam etmişlerdir. Bu kumandanlardan Horadan Saları Tulhum'u bir müddet muhasara altında tuttuktan sonra Bizans hakimiyetinde bulunan Urfa bölgesine geldi.O dönemde Siverek ücretli Frank askerleri tarafından savunulan güçlü bir kale idi. Horasan Saları Siverek'e hücum etti.(1065)Ancak başarılı olamadı. Bölgenin ele geçirilmesi için Siverek'in mutlaka düşürülmesi gerektiğini düşünen Horasan Saları çevreden yardımcı kuvvetler alarak tekrar Siverek, Nisibin bölgelerini yağmaladı ve Urfa civarına inerek Enzeli'yi aldı.ertesi yıl (1066)Alparslan kumandanlarından Hacıp Gümüştekin, maiyetinde Afşin ve Ahmedşah gibi Selçuklu kumandanları olduğu halde, daha önce Horasan Saları tarafından kuşatılan Tulhum Bölgesine girdi. T'letut adlı bir kaleyi hücumla aldı ve buradan Nisibin üzerine yürüdü.Fakat alamadı bunun üzerine Nisibin yakınlarında sığ bir yerden Fırat'ı geçerek Hısn-ı Mansur(Adıyaman) bölgesine girdi. Adıyaman bölgesini 3 gün boyunca yağmaladı.Bu sırada Nisibin komutanı olan Aruandanos, 10.000 kişilik bir Bizans kuvvetinin yardımıyla Selçuklu ordusuna baskın yapmak istedi. Fakat Hoşin kalesi civarında yapılan savaşta ağır bir yenilgiye uğrayarak esir düştü. Ordusu dağılan Aruandanos Urfa valisi tarafından ağır bir fidye karşılığında Selçuklulardan geri alındı. Kumandanlar tarafından alınmayan Siverek, Alparslanın tekrar bölgeye gelmesiyle Selçukluların dikkatini çekmiştir. 1070 yılında Diyarbakırdan Siverek'e yürüyen Sultan Alparslan Bizanslara ait Telhum Siverek kalelerini süratle düşürerek, oradan Urfaya gitti.Dönemin ünlü tarihçisi Urfalı Mateos "Vakayiname" adlı eserinde Sultan Alparslanın 1070 yılında Diyarbakır'a geldiğini oradan Tılkhum kalesini kuşatıp aldıktan sonra Siverek'e geldiğini, Siverek yakınlarında bulunan meşhur Tıltorav Kalesini ve Arüdzatil'e(Aslan Kale) hücum ettiğini ve kanlı bir savaşla burayı aldığını yazamaktadır.Tıltorav Kalesini zap eden Alparslanın sayısız esir ve emanetle Urfaya döndüğünü yazmaktadır. Daha sonra Siverek tekrar Bizanslıların eline geçmiş ancak Melikşah döneminde Bozan Bey tarafından yeniden Selçuklular tarafından feth edilmiştir. Artuk Arslan'ın Diyarbakır ve çevresindeki Eyyubi topraklarını almak üzere kışkırttığı Anadolu Selçuklu Sultanı Keykubad, ortamı da uygun bularak Kahta Valisi Seyü'd Devleyi pek çok emirle birlikte Mardin Hükümdarına destek vermek üzere yöreye sevk etti. Vali Fırat'ı geçerek hemen Siverek bölgelerine girdi. Siverek Katina ve Siverek beldelerini ele geçirerek Siverek şehrine giren Vali buradan aldığı esirler ile tekrar Kahta'ya döndü. Anadolu da Bulunan Eyyubi Sultanı Melik Kamil, 1233 yılı başlarında Mısır'a döndüğü sıralarda Selçuklu ordusu Ahlat ve civarının fethini gerçekleştirmişti. Selçuklular buradan civar mühitlere düzenledikleri akınlarla Gerger, Babillu, Gürfezak, Erzen, Siverek Rakka, Harran, Urfa ile Amid'e bağlı bazı yerlere kadar vardılar, bunlardan bazılarını aldılar bir kısmını da kalelerini muhasara ettiler. Eyyubi Sultanı Melik Kamil, Alaeddin Keykubat'ın fetih ettiği Adıyaman'ı kuşatıp kalesini tahrip etti. Oradan Fırat Nehrini geçerek Siverek'e vardı.Kendisi Siverek'te kalarak askerlerinin bir kısmını Çermik, Ergani ve Hazar Gölü yoluyla Harputa gönderdi.Ancak buralarda yapılan savaşlarda Eyyubiler yenilerek bir kısım askerleri esir edildi. Bu sırada Melik Kamil Siverek'te bulunuyordu.Yenilgi haberini alan Melik Kamil Siverek'ten ayrılarak Mısır'a gitti. 1235 yılında Alaeddin Keykubat 50.000 kişilik kuvvet, Kemalettin Kamyar ve diğer devlet adamlrı ile birlikte Kayseri'den Malatya'ya hareket etti.Sultan Malatya'da kalarak Kemalettin Kamyar komutasındaki ordusunu Urfa, Harran, Suruç, Rakka, Siverek, Amid, şehirlerinin fethine gönderdi. Bu şehirler Eyyubi Sultanı Melik Kamil'in elinde bulunmakta idi.Haziran ayında Selçuklu ordusu Urfa'yı kuşattı.Ordunun bir kısmıda Siverek, Rakka ve Harran'ı kolaylıkla aldı.Alınan şehirlerin anahtarları Malatya'da bulunan Sultana getirildi. Selçulu idaresinde bulunan Harzemliler, Reisleri Kayırhan'ın Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından hapsedilip öldürülmesiyle Siverek ve Samsat bölgelerine inerek buraları yağmaladılar. Böylece Siverek uzun süre Selçuklu hakimiyetinde kalmıştır. Anadolu Selçuklu Devletinin Kösedağ savaşından sonra yıkılma sürecine girmesiyle birlikte bölgedeki Türkmen Aşiretleri bağımsız hareket etmeye başladılar. Bundan sonra Oğuzların Döger Aşiretinden Türkmenlerin kurdukları Salimbey ve Oğullları Aşireti, Urfa, Siverek ve Harran'a hakim olmuşlardır.

HAÇLI KONTLUGU DÖNEMINDE SIVEREK

Suriye Selçukluları zamanında bu devletin hakimiyetine giren Urfa'nın idaresi Selçuklulara bağlı kalmak şartıyla Ermeni asıllı Thoros'a verilmiştir. Ancak Suriye Selçuklu Sultanı Melik Tutuş'un ölmesi ile Thoros kentin tümüne hakim olarak bağımsız hareket etmeye başladı. Ocak 1098'de Thoros, Haçlı Ordusunun Ermenilere yardım sağlamak ve kendi iktidarını güçlendirmek amacıyla Urfa'ya davet etti. Haçlı ordusu Urfa'ya gelince, ordusunun başında bulunab Baudouin ve Thoros beraber Samsatı ele geçirmek üzere hareket ederler.Ancak burada yapılan savaşlarda büyük yenilgiye uğrarlar.Bu hezimetten sonra Urfa halkı Thoros'u öldürür ve Urfayı Frank asıllı Baudouin'e verirler.Urfa Haçlı Kontluğunun kurucusu Baudouin de Boulgone'dir.Aynı şahıs Doğu Frank Devletinin de kurucusudur. Gergeri 1123 yılı ortalarında Belek bey zamanında zaptedilmiş, fakat bu güçlü Türk Beyinin ölümü üzerine(1124) yeniden haçlıların eline düşmüştü. Tarihçi Süryani Mikhail'in bildirdiğine göre Siverek Türklerinin, Gerger Hakimi Mikhail'i Fırat kıyısında bulunan Zizona'da (Gerger yakınlarında bir yer olduğu tahmin edilmektedir) kıstırdıklarını ve onu ancak atı ile suyu atlayarak canını kurtarabildiği yazmaktadır. Urfa Haçlı Kontluğuna 1144 yılında Türkler son vermiştir. Daha sonra Eyyubiler, Artukoğulları, Salimbeyoğulları, Sökmenliler, Harzemliler, Mogollar, Karakoyunlular, Akkoyunlular bölgede hakim olmuşlardır, taki Osmanlılara kadar.

OSMANLILAR

Siverek ilk defa 1517 yilinda Osmanlilarin eline geçti. Yavuz Sultan Selim Mercidabik Savasi sirasinda Siverek'i Osmanli topraklarina katmistir.Ancak Safeviler 1522 yilinda Siverek'e bir daha girdiler.1535 yilinda Irakeyn seferine çikan Kanuni Sultan Süleyman hastalaninca Karacadag'da konaklamis ve oradaki suyla sifa bulmustur.Iste bu sirada Siverek Osmanli hakimiyetine girmistir.Bu dönemde pek çok imar faaliyetine sahne olan Siverek'te camiler,hanlar,hamamlar,çesmeler ve çarsilar yapilarak Siverek kalesi de yeniden tamir edilmistir.1908'de Viransehir,Çermik ve Karacurun (Hilvan) kendisine baglanarak mutasarriflik yapilmistir.

CUMHURIYET DÖNEMINDE SIVEREK

Yukarıda görüldüğü gibi bir çok kavimlere beşiklik eden, saadeti de şekaveti de gören,eyalet merkezliğinden köye, köyden mutasarrıflığa inip çıkan ve tarihin dalgalarına karşı direnerek ayakta durmayı başaran Siverek,Osmanlı devletinin yıkılışının ardından Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla yeni bir döneme girmiştir. Daha önceki dönemlerinde Başkentlik, Eyalet,Sancaklık, mutasarrıflık ve vilayetlik gibi aşamalar geçiren Siverek,Cumhuriyet dönemine Diyarbakır vilayetine bağlı sancak olarak girmektedir. Milli Mücadelede göstermiş olduğu büyük kahramanlıklardan ve bağlılıktan dolayı 1923 yılında Viranşehir ve Çermik ilçeleri de kendisine bağlanarak vilayetlikle mükafatlandırılmıştır. 1926 yılına kadar vilayet kalan Siverek, kurtuluş savaşının vermiş olduğu ağır harabiyete rağmen sosyal, kültürel, eğitim ve ekonomik açıdan şehir olma vasfını koruyordu. Siverek tam kalkınma ve gelişme devresine gireceği sırada,aşiretler arasındaki çekişmeler ve yerel yöneticilerin de isteğiyle 1926 yılında ilçe yapılarak Urfa'ya bağlanmıştır. İlçe yapılmasıyla beraber adeta gelişmesine set çekilmiştir. Bu dönemden itibaren bir çok alanlarda gerileme başlamıştır. 4314 Km2 yüzölçümüne sahip olan Siverek, 2 veya 3 (Tuceli, Aksaray,...)il merkezi hariç tüm, illerin ilçe merkezi yüz ölçümlerinden büyüktür ve her yönüyle gelişmeye müsaittir. Siverek'te belediye Cumhuriyet'ten önce kurulmuştur. İlçe olmadan önceki Siverek'in gelişmişliğini anlamak için aşağıdaki bilgileri okumak yeterlidir. 1893 Osmanlı nüfus sayımlarında Siverek'in merkez nüfusu 30.713 tür l905 Diyarbakır vilayet salnamesinde 35,000.Aynı salnamede bir hükümet konağı, iki cami,üç mescit,bir kilise,iki medrese(Lise sonrası okul) bir İdadiye (Lise), bir Rüştiye (Orta okul), üç iptidaiye (İlk okul), altı sübyan mektebi (ana okulu),dört azınlık okulu (Gayrı müslim okulları), dört han, iki hamam, bir çarşı ,ve beş çeşme olduğu yazılmaktadır. İlçe olduktan sonra, eğitim yuvalarının çoğu kapanmıştır.Uzun yıllar sadece bir kaç ilk okul ile eğitime devam etmiştir.Bunun dışında diğer konularda da Siverek gerilemeye devam etmiştir.Belediyece bazı çalışmalar yapıldıysa da bunun yeterli olduğu söylenemez. l945 yıllarına kadar gün be gün gerileyen Siverekte, aydın insanlar ve basının büyük çaba ve mücadeleleri neticesinde 1946 yılında Siverek orta okulu açılmıştır,l947 yılında ilk defa , 1970 yılında ise ikinci şehir planı çalışmaları yapılmıştır,l950 de içme suyu l953 de ise elektrik şebekesi yapılmıştır. Siverek belediyesi kendi imkanlarıyla hizmetlerini devam ettirerek başta ana caddeler olmak üzere yaş ve kuru hal pazarı,eski buğday pazarı yıktırılıp yerine betonarme buğday pazarı yapılmış bundan başka kasaplar ve manavlar çarşısı,içinde küçük sanayi sitesinin de yer aldığı şehirler arası otobüs terminali,halkın en önemli geçim kaynağı olan hayvan pazarının tesisi tamamlanmıştır.l963 te ilçe halk kütüphanesi, 19.. yılında Siverek'in en önemli tesislerinden olan ve Türkiye süt endüstrisi kurumu (SEK) tarafından kurulan "Süt ve Tereyağı Fabrikası" açılmıştır. 1923 ile 1996 yılları arasındaki 73 yıllık dönemde Siverek gelmesi gereken seviyeye ne yazık ki gelememiştir Nedeni ise yetkililerin sorumsuzluk, ilgisizlik, cehalet, kan davası , kültür ve eğitim eksikliği, anarşi , terör beyin ve sermaye göçü ve en önemlisi BAHTSIZLIK. Bir zamanlar kültür seviyesi yüksek olan Siverek aydınlarının günden güne başka şehirlere göç etmesi,aydın insan nüfusunu azaltmış,köyden şehre akan göçler ise eğitim ve kültür seviyesini iyice düşürüp Siverek'e büyük bir köy ya da şehir-köy manzarası vermiştir. 1974'te yetersiz kalan hükümet binasının yerine yenisi yapıldı Siverek ilçe olmadan (1926) evvel eğitime açık olan idadi mektebi (Lise) kapandıktan 37,38 yıl sonra l965 yılında yine aydınların ve yerel basının çaba ve mücadeleleriyle eğitime açılmıştır. Ondan sonraki zaman içerisinde gerçekten kayda değer sosyal ve kültürel faaliyet görülmemiştir.1965'ten sonra Lise ve dengi eğitim alanında bir çok dallarda okullar açıldı. 1980 öncesi terörden en çok etkilenen yerlerden biri olan Siverek,ilçe dışına en fazla göçün verildiği bir dönemi yaşamıştır.Bu göçlerle beraber her alanda gerilemeler görülmüş, göçen halkın çoğunluğunu şehirli Siverekliler oluşturduğundan dolayı bu göç olayı ile beraber Siverek'teki sosyal,kültürel ve ekonomik hayatı da beraberinde alıp götürmüştür.Dolayısıyla şehirlilik kültürü azalmıştır. Geride kan davaları,fakirlik,cehalet gibi pek çok olumsuzluklar kalmıştır. Göçlerden sonra hayat felce uğramış,şehir değişik bir kültür ve değişik sosyal hayatla tanışmıştır. Yaklaşık olarak her 15 yılda bir meydana gelen göç olayları beraberinde değişik problemleri de getirmiştir.

 


Tarihi ve Kültürü ile Siverek Kitabindan Alıntıdır.
"Tarihi ve Kültürüyle Siverek"
Ramazan Özgültekin, Hüseyin Demirbag ,Ekrem Akman ,Kadir Sun
Siverek Kaymakamligi Yayinlari No:4 Haziran 2003


 

 

 

Yorumlar 

 
# sinan sabri çepik 2009-10-25 06:38 Bizanslılar döneminde MS.349 yılında Bizans imparatoru II.Konstantin döneminde Siverek ve Amid surlarının ve Siverek kalesinin onarımı yapılmıştır.Abdülcelilzade Keşkül adlı elyazması eserinde bu konuda deyalı bilğiler verir.Rustinpanos adlı bizanslı bir Thema yöneticisi tarafından Siverek kalesi ve surları ile Amid surlarının tahkim ve yenilenmesi işinin 10 yılda tamamlandıgını belirtir.İyad bin ganem den sonra elcezire valisi Umayr bin saad dir. Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# sinan sabri çepik 2009-10-25 06:57 Sivereğin Osmanlı eğemenliğine girişi 1516 yılı sontralı olsa gerekir.Çünkü Bıyıklı mehmet paşanın Yavuz sultan selime yazdıgı fetih mektubunda "Allahın yardımı ile Aimdde çıktık.Bütün Kürdistan beyleri ile aynı şeyi arzulayıp aynı şeyleri düşünerek tedbir aldık…Mardine hareket edildi…Kemah beyi kulunuz Çermik kalası muhasarasına yollandı " demekte Münecccimbaşı ise " 1516 kışından sonra Çarmuk kalesi Kemah hakimi Karaçinoğlu Ahmet bey ile ele geçrildi " demektedir.Osmanlı tasrihçileri Sivereğin ismini zikretmemekle birlikte Sivereğin Çermikle eşzamanlı elegeçirildiğin i düşünmekteyiz. Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Site Istatisliki

OS : Linux i
PHP : 5.2.14
MySQL : 5.0.81-log
Zaman : 03:57
Ön bellekleme : Etkisizleştirildi
GZIP : Etkisizleştirildi
Üyeler : 76
İçerik : 1056
Web Bağlantıları : 134
İçerik Tıklama Görünümü : 254772

Site Üyelikleri

Toplam üye sayısı : 75
Son üyemiz : azat
Şu an Bagli üye : 0
Bugün : 0 Kişi üye oldu
Bu Hafta : 0 Kişi üye oldu
Bu Ay : 0 Kişi üye oldu

Siverek.eu istasislik yapılandırma

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi